27 Mart 2016 Pazar

AK TROLLERDE ERGENEKON GENİ VAR MI?

Bu yazı 28 Mart 2016 tarihinde Yeniyön.tv de yayınlanan köşe yazısıdır.


AK Trol ekiplerinin faâliyete geçmesi ile birlikte küfür, tehdit ve hakâret içeren saldırı mesajları, Twitter’i en aktif kullanan ülkelerden birisi olan ülkemizde karşılaşılan, ciddî sorunlardan biri hâline geldi.

Özellikle 17-25 Aralık sürecinin ardından birçok trolün, saldırdıkları kişiler tarafından savcılığa şikâyet edildiklerini ve cezalar aldıklarını, kimlikleri tesbit edilen bazılarınınsa hemen ‘özür!’ mesajları yazarak kurtulmaya çalıştıklarını ibretle takip ettik.

Bu süreçte insanların en çok dile getirdikleri şaşkınlık unsuru; AKP’nin ‘’dindar’’ parti tabanından seçerek belirli bir ücret karşılığı toparladığı genç bir kuşağın, gizli hesaplar arkasına saklanarak nasıl bu kadar küfürbaz, saldırgan, öfke dolu, tekfirci, tolerans yoksunu, dışlayıcı ve hattâ yalancı bir karakter sergileyebilecekleri oldu. Kendilerini bizzat parti içinden bâzı siyâsilerin bile ‘Trol’ ve ‘Troliçe’ diye nitelendirdikleri birçok Havuz medyası yazarı ve medyacısını da az önceki satırlara dâhil ediyorum.

Belediyeler veya farklı kurumlar bünyesinde teşkil edilen trol ekiplerinin varlığı hiçbir zaman yalanlanmadı. AK Parti içinden insanlar bile varlıklarını doğrulayıcı söylemlerde bulundular.

Bu noktada insanların pek farkında olmadıkları başka bir gerçeği dile getirmek istiyorum. Ergenekon yapılanması nasıl siyâseten AKP içinde kendine yeni bir vücut kazanmış ve giydiği yeni yeşil elbise sâyesinde nasıl yeni bir hareket alanı kazanmışsa, bu trol meselesinde de son derece aktif bir rol üstlendiğini düşünüyorum. AK Partinin hukuk ve yargı sistemine yaptığı müdâhaleler, fişlemeler, kayyım atamalar ve atanan kişilerin motivasyonları ve benzeri birçok eylemlere bakıldığında ardında hep Ergenekon refleksleri ve motivasyonları olduğu görülür. AKP çok yakın bir gelecekte yargılandığında ve soruşturmalar Ergenekon’a sıçradığında bunun daha net bir şekilde ortaya çıkacağını şimdiden söyleyebilirim.

Ergenekon ve Balyoz dâvâları süreçlerini hatırlıyorsanız şayet; bu derin örgütün, askeriyenin imkanlarını kullanarak İnternet üzerinde algı, imaj ve dezenformasyon yapacak ekipler oluşturduklarını da hatırlarsınız. Bu kadar tecrübeli, hırslı ve psikolojik harp yöntemlerine önem veren yasa dışı bir örgütlenmenin, özellikle de yaşadığı Ergenekon davaları şokunun ardından, AKP eliyle yeniden hayat bulmaya çalıştığı ve yeni örgütlenmesini tam gaz gerçekleştirdiği böyle bir dönemde, bu ‘trol orduları’ meselesini ihmâl edeceğini sanmıyorum.

Her yeni hukuksuz eylemde arkasında iz bırakmamak adına AKP’nin vücudunu kullanan bu derin ekibin, AK Trol oluşumlarında da parmağı olduğuna eminim. Az önce özetlediğim stratejilere ilâve olarak, AKP’nin Hizmet Hareketi’ni ve cemaatleri bitirmek maksadıyla yaptığı çalışmalarda da Ergenekon’un motivasyonlarını ve reflekslerini görmek mümkün. Perinçek bunu birçok kez dile getirdi. Bu yöndeki düşüncelerimi ben de daha önce dile getirmiştim.

AK Trol ordusunun belli hesaplar üzerinden gerçekleştirmeye çalıştıkları algı operasyonlarının nitelikleri de bu düşünceyi kuvvetlendiriyor. Gazeteci Faruk Arslan’ın Twitter hesabını ele geçiren uzman gladyocu bir ekibin hesaba koydukları mesajların ve sergilenen düzeyin AK Troller aracılığıyla başarılmaya çalışılan algı operasyonlarıyla benzerliği, trol eylemlerinin AKP’den daha üst bir akıl tarafından organize edildiğini gösteriyor. Onların uyguladıkları içerik ve düzeyin paket olarak troller tarafından da kullanıldığını görmek zor değil. Erdoğan çevresinde kümelenen oligarşik bir kadrolaşmanın bu Ergenekonvâri çevreler ve trol ekipleri ile olan yakın ilişkileri çokları tarafından dile getirilmişti zâten.

Benzer şekilde, benim AKP ile ilgili yazdığım yazılarımı Twitter okuyucuları ile paylaşan Emre Uslu’ya yönlendirilen organize hakaretlerin ve saldırıların niteliği ile Ergenekon aleyhine yazdığım yazılarda, yine Uslu’ya, yönlendirilen saldırılar hep benzer özellikler taşıyorlar. Bu da bana saldırıların AKP üstü bir organize merkezi olduğunu düşündürüyor.

Trol ekiplerinin en ufak bir parti içi muhâlefete bile saldırdıklarını, Ergenekoncu çevrelere hiç laf etmediklerini, Erdoğan’a hakâret eden Perinçek’e bile tek bir laf söylemediklerini, HDP ve Kürt sorununa Ernekoncu tepkiler verdiklerini, APO’ya bile saldırmadıklarını müşâhede etmişsinizdir. İddiâ ediyorum ki, AK Parti ve Erdoğan’ın ipleri Ergenekon tarafından çekildiğinde bu trol ekiplerinden bir kısmının onlara da saldırdıklarını göreceksiniz.

Yâni özetle; AK görünümlü, AKP bünyesinde ve onun örtülü ödenekleri ile sübvanse edilen; ama Ergenekoncu olan trol ekipleri olduğunu düşünüyorum. Eminim ki bu yapılanma, adâlet bir gün trollerin peşine düştüğünde AK Partili kandırılmış gençlerin isimlerini trol listeleri olarak adâlete teslim edecek ve kendi gladyotik trol ekiplerini adâletin periskobundan kaçırmaya çalışacaktır.

Sosyal medya üzerinden algı oluşturma ve yönlendirme amaçlı ‘trol orduları’ veya ‘trol grupları’ oluşturma meselesi yeni bir strateji değil. Bugün Amerikan siyâset ve politika literatürüne bile giren ve ‘’kamuoyu oluşturma maksadıyla sun’i kitle yaratma’’ (Astroturfing) stratejisi olarak bilinen bu uygulama sosyal medyada da kullanılmaktadır.

Meselâ, AKP’li tabanı kandırma adına sanki Mısır’da öldürülen Rabiâ isimli kıza destek halktan geliyormuşçasına oluşturulan organize tepki, aslında AKP adına bir seçim malzemesi olarak tasarlanmıştı. Oysa bugün Rabiâ’nın adı bile anılmıyor. Hattâ onun katili olan diktatör Sisi’nin bugünlerde Türkiye’ye dâvet edileceği söyleniyor. Mursi’yi, Sisi’nin ve dolayısıyla Suud’ların kucağına atanın yine Suud’larla çok yakın ilişkileri olan, zamanın Erdoğan hükümeti olduğu yönünde ciddî iddiâlar var. Hâl böyleyken; AKP’ye ait medya havuzunun ve trol ekiplerinin yapay algı operasyonlarıyla; ölen Rabiâ üzerinden, sanki Erdoğan mazlumların hâmisi ve darbeye karşı Mısır halkının yanında imiş gibi bir hava oluşturuldu ve bu da oya dönüştürüldü. Örnekler çoğaltılabilir…

Wikipedia’da yayınlanan bir yazıda, ABD’de bir dönem araştırmacı gazetecilik yapan Sharyl Attkisson’a atfen, ‘astroturfing’ kapsamında trol grupları oluşturup kullanmanın gittikçe artan bir eğilim olduğu dile getiriliyordu. Bu tür stratejilerin bizimki gibi üçüncü sınıf demokrasilerde, sadece yaydıkları algılar ve korkular ile nefes alabilen muhâberat hevesli derin gladyotik ekiplerce ıskalanacağını sanmıyorum.

AK Trol ve Ergenekoncu çevrelerin devlet imkânları ile oluşturdukları bu algı operatörü grupların amaçları insanları yıldırmak, baskılamak, kamuoyu ve gündem oluşturmak, gerektiğinde tehdit etmek ve dezenfarmasyon yaparak kamuoyunun dikkat ve algılarını belli istikametlerde maniple etmek.

Başta da resmettiğim gibi elbette bütün troller belli bir grubun üyesi veya örgütlenmenin parçası olarak hareket etmiyorlar. Gönüllü ve bireysel olarak bu tür algı operasyonlarının maşası hâline gelen bireyler de mevcut. Bu, insanlardaki birtakım karakter açıklarının, kırılmaların ve hastalıkların bir yansıması ve bu yüzden de münferit şahıslar tarafından da büyük oranda temsîl ediliyor.

Trollere böyle genel bir bakışın ardından daha mikro bir alana kayıp onların iç dünyalarına ait birtakım ruhsal ve psikolojik özelliklerini irdeleyerek konumuza devâm edeceğiz.